Bugün sabah Avrupa Birliği tarafından desteklenen; Basın Konseyi, TİMEF, Politik Araştırmalar Derneği ve CRISP iş birliğiyle yürütülen Etik Gazetecilik Projesi kapsamında Ordu’ya geldim. Ancak nerede olursam olayım, gözüm de kulağım da her zaman olduğu gibi kadim şehrim Adana’daydı.
Çünkü Adana’da yaşananlar, sadece yerel bir gelişme değil; aynı zamanda siyasi reflekslerin, parti içi dengelerin ve yönetim anlayışının da bir yansıması niteliğinde.
Özellikle Yüreğir Belediyesi’nde son dönemde yaşanan gelişmeler, artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaşmış durumda.
Daha önce kaleme aldığım yazılarda açıkça ifade etmiştim:
Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, belediye meclisinde yalnız bırakılıyor.
Ve bu yalnızlık, sadece bir kişinin değil, doğrudan Cumhuriyet Halk Partisi’nin sahadaki gücünü zedeliyor.
Bugün gelinen noktada yaşananlar, bu tespitin ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
CHP Genel Merkezi’nin konuya kayıtsız kalmadığı da ortada. Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, Aydın Milletvekili Evrim Karakoz ve Parti Meclisi Üyesi Ali Abbas Ertürk’ten oluşan heyetin Yüreğir’e gelerek belediye meclis üyeleriyle birebir görüşmeler yapması, sürecin ciddiyetini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Bu ziyaret, sıradan bir inceleme değil.
Bu ziyaret, bir anlamda “parti içi alarm”dır.
Peki bu noktaya nasıl gelindi?
Yüreğir Belediye Meclisi’nde yaşanan o kritik oylama sürecini hatırlayalım. Grup kararı olmadan, bireysel hesapların öne çıktığı iddialarıyla girilen seçimde tablo 11’e 11’e kilitlendi. Oysa CHP’nin mecliste 22 üyesi var.
Bu ne demek?
Bu, matematiksel olarak mümkün olan bir sonucun, siyasi olarak ciddi bir problem barındırdığını gösterir.
Bu, sadece bir oylama sonucu değil, aynı zamanda bir “dağınıklık fotoğrafıdır.”
Ve bu fotoğraf, Yüreğir’de CHP’nin kendi içinde ne kadar bölündüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
Siyasette farklı görüşler olabilir, tartışmalar yaşanabilir, hatta zaman zaman fikir ayrılıkları kaçınılmazdır. Ancak bu durum, partinin kendi belediye başkanını mecliste yalnız bırakacak bir noktaya gelmemelidir.
Çünkü yerel yönetimlerde başarı, sadece başkanın performansıyla değil; meclis uyumu, ekip ruhu ve ortak hareket kabiliyetiyle ölçülür.
Burada asıl soru şudur:
Bu tablo kime kazandırıyor?
CHP’ye mi?
Yüreğir’e mi?
Yoksa siyasi rakiplere mi?
Cevabı aslında çok açık.
Bu nedenle, ister sevsin ister sevmesin, CHP’li tüm belediye meclis üyelerinin Ali Demirçalı etrafında birleşmesi, sadece bir tercih değil, bir zorunluluktur. Çünkü mesele kişiler değil, temsil edilen irade ve seçmenin verdiği yetkidir.
Unutulmamalıdır ki seçmen, parçalanmış bir yapı değil; güçlü, uyumlu ve hizmet odaklı bir yönetim görmek ister.
Bu noktada sorumluluğun yalnızca belediye meclis üyeleriyle sınırlı olmadığını da açıkça ifade etmek gerekiyor. Sürecin bu noktaya gelmesinde, Cumhuriyet Halk Partisi Adana İl Başkanlığı ve CHP Yüreğir İlçe Başkanlığı’nın da sorumluluk taşıdığı bir gerçektir. Çünkü yaşanan tablo artık sadece Yüreğir Belediyesi’nin iç meselesi olmaktan çıkmış, Adana genelinde partinin bütünlüğünü ilgilendiren bir konu haline gelmiştir. Bu nedenle il ve ilçe örgütlerinin sürece daha etkin müdahil olması, gerekli değerlendirmeleri yapması ve kamuoyunu doğru şekilde bilgilendirmesi beklenir. Nitekim bu konuda girişimlerin yapılmış olması da muhtemeldir. Ancak gelinen noktada, yaşananların Yüreğir sınırlarını aştığı ve Adana siyasetinin genelini etkileyen bir boyuta ulaştığı açıkça görülmektedir.
Genel merkezden gelen heyetin yapacağı değerlendirme elbette ki sürecin seyrini belirleyecektir. Ancak sahadaki gerçeklerin doğru okunması, bu sürecin en kritik noktasıdır. Yanlış teşhis, yanlış tedaviyi beraberinde getirir.
Öte yandan tüm bu yaşananlara rağmen, Ali Demirçalı’nın süreci partiye zarar vermemek adına dikkatle yöneteceğine inanıyorum. Bu, siyasi olgunluk ve sorumluluk bilincinin bir gereğidir.
Ancak bu yükün tek başına taşınması mümkün değildir.
Siyaset, bireysel hamlelerle değil; ortak akılla, kolektif sorumlulukla ve en önemlisi güvenle yürütülür.
Bugün Yüreğir’de eksik olan şey tam da budur:
Güven ve birlik duygusu.
Eğer bu sağlanamazsa, yaşananlar sadece bugünün değil, yarının da sorunu haline gelir.
Ve o zaman mesele sadece bir belediye meclisi tartışması olmaktan çıkar, daha büyük bir siyasi sonuç doğurur.
Son söz olarak şunu söylemek gerekir:
Yüreğir’de yaşananlar hafızalara kazınmalı. Çünkü siyaset unutmaz.
Ve bugün atılan adımlar, yarının kaderini belirler.
Yüreğir’in ihtiyacı net:
Daha fazla hesap değil, daha fazla birlik.
GENEL
1 saat önceGENEL
1 saat önceGENEL
3 saat önceGENEL
3 saat önceGÜNDEM
4 saat önceGÜNDEM
1 gün önceGÜNDEM
1 gün önce
1
Adana’da Kaçak Yapıya Yıkım Var, Göl Kıyısındaki Dolguya Sessizlik!
770 kez okundu
2
Yüreğir Meclisi’nde Denge Değişti, CHP Yönetimi İzliyor Mu?
748 kez okundu
3
BİK Adana Bölge Müdürü Oranlı’dan Osmaniye’de Temaslar
677 kez okundu
4
Eğitimde Şiddet Krizi! Cihan Katar’dan Sert Açıklama
544 kez okundu
5
ASKİ’de Promosyon Rekoru: Çalışanlara 100 Bin TL!
447 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.